http://www.akademikdestek.net

 

 

DİPNOTLARININ VE KAYNAKÇANIN YAZILMASI

Araştırmacı dolaylı ya da dolaysız, yaptığı her alıntının kaynağını göstermek zorundadır ve kaynak göstermenin yolu ise dipnotlar ve nihayet bibliyografyadır.

Yararlanılan eserlerin sahiplerine saygı borcu olmadan öte, bilimsel gelişme için de fevkalade önemli olan dipnotların yazım kuralları, kaynak türlerinin çok çeşitli olması nedeniyle oldukça karışıktır.

A. KAYNAK GÖSTERİLMESİNİN NEDENLERİ

Araştırmacılar kendilerinden önce yapılmış olan çalışmalardan yararlanırlar. Ancak yararlandıkları kaynaklardan derleme yapmadan öte, yeni bir eser ortaya çıkarmaya, üzerinde çalıştıkları konuda kendilerinden önce yapılmış olan çalışmalardan farklı bir yorum yapmaya, aynı konunun değişik bir yönünü araştırmaya çalışırlar. Dolayısıyla ortaya çıkardıkları araştırma metninin büyük kısmı daha önce o alanda yapılmış ve yayınlanmış olan eserlerden esinlenmeler taşır ve hangi eserden ne kadar alıntı yapılmış oldu­ğu araştırmada açık seçik görülmelidir.

Bilimsel araştırmalarda, yararlanılan eserlerden yapılan alıntıların kaynağının gösterilmesinin nedenlerini beş başlık altında toplayabiliriz.

- Ahlaki ve yasal zorunluluklar.

Araştırmacının yararlandığı eserlerden yaptığı alıntının kayna­ını   göstermesi ahlaki kural olmadan öte yasal zorunluluktur. Kaynak gösterme ahlaki olarak vefa borcu olmaktan öte, aynı zamanda yasal zorunluluktur. Bu yasal zorunluluğu yerine getirmeyenlere karşı açılacak davaların yasal dayanakları ve Yüksek Öğretim Kıırulu'nca çıkarılan başkasının eserinden kaynak göstermeden yararlananlar cezalandırılır.

- Araştırmanın bilimsel değerinin göstergesi olması.

Atıf yapılan kaynaklar öncelikle araştırmacının sağlıklı bir kay­nak taraması yaparak, eriştiği kaynaklardan ne ölçüde ve ne sıklıkta yararlandığını gösterir. Araştırmacı ne kadar çok sayıda ve farklı kay­naktan yarar lanmışsa ve birincil kaynaklara ne kadar fazla inebilmişse, çalışmasının bilimsel değeri o derece yüksek olmaya adaydır.

Araştırmacıların kendilerinden önce yapılmış ve yayınlanmamış olan yüksek lisans ve doktora çalışmalarından yararlanmaları doğaldır. Ancak, bunlara atıf yapma yerine bu çalışmaların yararlanmış oldukları ana kaynaklara ve mümkün olduğunca da birincil kaynaklara erişebilme hedefi, hiç bir zaman göz ardı edilmemelidir.

-  Araştırmacının savunduğu görüşlerin doğruluğunu ve güvenirliliğini desteklemesi.

Bir bilimsel araştırmada yararlanılan ve dolayısıyla atıfta bulu­nulmuş olan kaynaklar, o araştırmayı okuyanların, söz konusu araştırma­nın bilimsel değerini saptamalarında önemli bir kıstas olduğu gibi aynı zamanda araştırmacının savunduğu görüşlerin doğruluğunu ve güvenilir­liğini de desteklerler.

-  Araştırmacının yararlandığı kaynaklara hakim olup ol­madığının ve ayrıca söz konusu kaynaklara ne kadar sadık kaldığının belirlenmesinde önem arzetmesi.

Yapılan alıntılar, araştırmacının alınlıları yaparken bilimsel ku­rallara ve yasal zorunluluklara uyup uymadığının denetlenmesine de olanak sağlar.

- Aynı konuda araştırma yapacak araştırmacılara yararlanabilecekleri kaynaklar konusunda yol gösterici olması.

Bilimsel araştırmaya başlayanlar, öncelikle daha önce aynı alanda yapılmış olan çalışmaları, o çalışmalarda yararlanılan eserleri ve yapılan atıfları inceleyerek, nasıl bir çalışma yapmaları lazım geldiği hakkında ön fikir edinirler. Yararlandıkları eserlerdeki kaynaklara erişmeyi ve yeni kaynaklar bulmayı hedeflerler.

B. KAYNAK GÖSTERİLMESİNDE ÖNEMLİ NOKTALAR

 

1. Bilgilerin Alenileşmiş Olup Olmadığının Ayırt Edilmesi

Lisans düzeyinde hazırla­nan bitirme ödevi ya da mezuniyet tezlerinde amaç, bilimsel çalışına yapma konusunda öğrenciyi yetiştirmekrir. Amaç bu olunca, yapılan ödev ya da tez çalışmasında, bilimsel araştırma, metodolojisine uygun bir çalışına yapılmış olması önem arzeder. Bunun içinde çalışmada yararla­nılan tüm bilgilerin kaynağının (ikincil ya da üçüncül kaynak olup olma­dığına bakılmaksızın) gösterilmesi gerekir.

Lisansüstü düzeydeki bilimsel çalışmalarda ise araştırmacının yararlandığı eserlerdeki bilgilerin “sahibinin özelliğini taşıyan" ya da "alenileşmiş" olduğunu sağlıklı bir şekilde ayırt etmesi beklenir.

Araştırmacının, yararlandığı eserlerdeki bilgilerin hangilerinin "alenileşmiş", hangilerinin "eser sahibinin özelliğini" taşıdığı konusunda karar vermesini sağlayan en önemli kıstas, o bilim dalında çalışma yapan herkesin kolaylıkla açıklayabileceği temel konuların, alenileşmiş olduğunun kabul edilebileceğidir. Örneğin iktisat alanında ya­pılan bir bilimsel araştırmada, talebin fiyat esnekliği, gayri safi milli hasıla, fert başına düşen milli gelir, fiyat indeksi vb. gibi kavramlardan söz edilmesi gerekiyorsa, dolaylı aktarma şeklinde yararlanılan iktisat kitaplarının kaynak olarak gösterilmesine gerek yoktur. Ancak "talep tahmini" konusunda tez hazırlayan bir öğrenci, çeşitli yazarların yaptık­ları farklı talep fonksiyonlarını kaynak göstererek aktaracaktır. Benzer şekilde talebi etkileyen faktörleri tezinde açıklayan bir öğrenci, çeşitli kitaplarda talebi etkileyen faktörler arasında farklılık varsa, bu farklılık­ları gösterebilmek için, alıntıların kaynaklarını göstermelidir.

Eğer araştırmacı Türkiye'de coğrafi bölgelerin özellikleriyle ilgili bir çalışma yapıyorsa, "Türkiye yedi coğrafi bölgeye ayrılır" ifade­sinden sonra, bu ayırımı gösteren kitaplara atıf yapmaması gerekir. An­cak, bu ayırımın hatalı olduğunu, örneğin Türkiye'nin sekiz coğrafi bölgeye ayrılmasını savunan görüş varsa, bu görüşten söz edildikten sonra kaynağının belirtilmesi gerekir.

2. Kaynak Gösterilmesinde Aşırıya Kaçılmaması

Doğrudan ya da dolaylı, her aktarmanın kaynağının belirtilmesi gereğine karşın, kaynak göstermede aşırıya kaçılmaması gerekir. Özel durumlar hariç, aktarılan her cümlenin kaynağının gösterilmesi çabası içine girilmemeli ve zaruret olmadığı sürece, her cümlede birden fazla kaynak gösterilmemesine dikkat edilmelidir. Özellikle araştırdığı konuda çok sayıda kaynak bulunan bazı araştırmacılar, bir paragraftaki cümlele­rin her birinin kaynağı olarak, farklı bir eseri göstererek araştırmalarını dantel işler gibi kaynakça dipnotlarıyla süsleme yoluna giderler. Böyle bir yöntem yerine, açıklanan bilgiyi en geniş ve tutarlı açıklayan temel eseri kaynak olarak gösterdikten sonra, "ayrıca bu konuda bkz” ifadele­rini takiben, o alandaki diğer çalışmaların belirtilmesi yeterlidir.

3. Referans Olarak Verilen Kaynakların Araştırmanın Bilimsel Değerini  Yükseltici Nitelikte olması

Araştırmacıların aktardıkları bilgilerin kaynağını verirken, daima o alandaki temel eserlere, bilimselliği  tartışma götürmez şekilde tanınmış yazarlara gönderme yapmaları gerekir. Bu şekildeki atıflar, araştırmanın bilimsel değerini yükselttiği gibi o çalışmalardan yararlanacaklara da yol gösterici olacaktır. Birincil kaynaklara erişildiği sürece, ikincil kaynaklara atıf yapılmamalıdır.

4. Yanlış Kaynak Verilmemesi

Yararlanılan bir bilginin kaynağı gösterilirken, birinci derecede yararlanılan kaynak öncelikle verildikten sonra, o alandaki diğer kaynaklar verilmelidir. Aktarmada büyük ölçüde yararlanılan esas kaynak ya da kaynaklardan söz edilmeden diğer kaynakların zikredilmesinden kaçınılması, dürüst olunması gerekir.

 

C. KAYNAK GÖSTERME YÖNTEMLERİ: DİPNOT YÖNTEMİ VE SOYAD-Y1L YÖNTEMİ

Kaynak göstermede birbirinin alternatifi olan iki farklı yöntem vardır. Bu yöntemler birincisi dipnot yöntemi, ikincisi soyad-yıl yöntemidir.

Geleneksel yöntem de denilen dipnot yönteminde alıntının sonuna bir numara yazılmakta ya da işaret (yıldız vb.) konulmakta ve aynı sayfanın altına numara ya da işaretin konulduğu alıntının hangi kaynağın hangi sayfasından alındığı dipnot şeklinde yazılmaktadır.

Son yıllarda dipnot yöntemine, dipnotlarının sayfa altlarında çok yer kapladığı ve estetik olmadığı gerekçesiyle tepkiler başlamış ve bu sakıncaları ortadan kaldırmaya yönelik yeni bir yöntem olan soyad- yıl yöntemi kullanılmaya başlanmıştır.

“Modern yöntem” ya da “kaynakça ayracı yöntemi” de denilen soyad-yıl yönteminde yararlanılan tüm kaynaklar sadece kaynakça verilmekte ancak metin içinde kaynak gösterilecek yerde açılan  bir ayracın içine, yararlanılan eserle ilgi kısa bilgi (yazarın soyadı, eserin yayın yılı) ve yararlanılan sayfa numarası yazılmaktadır. Böylece kaynakçadaki eserle, söz konusu eserden yapılmış olan alıntı arasında bağ oluşturankaynakça ayracı nedeniyle bu şekilde kaynak göstermeye kaynakça ayracı yöntemi  de denilmektedir".

1. Dipnot Yöntemiyle Kaynak Gösterme

"Dipnot", "sayfanın aItına yazılan not'' anlamına gelir ve dip­nota "alt yazı” da denilebilir. Ancak, dipnot ifadesi yaygın kabul gör­müştür.

Kaynak dipnotlarından farklı özelliklere sahip, bir de açıklama dipnotlarının bulunur.

Açıklama dipnotlarında, belirli bir konuda metne sokulmasında yarar görülmeyen ayrıntılarla, metinde geçen ancak iyi bilinmeyen kavramların açıklamaları ya da metinde açıklanan görüşün zıddı görüşler vb. gibi çeşitli bilgilere yer verilir. Hatta açıklama dipnotlarında verilen bilgilerin ayrıca kaynağı da gösterilebilinir.

a. Dipnotların Numaralandırılması

Bir bilimsel araştırmada çok sayıda eserden yararlanan araştır­macı, yaptığı her alıntının kaynağını dipnotlarda gösterir. Ancak, sayfa altındaki kaynak dipnotlarının hangi alıntıya ait olduklarının kolayca bilinmesi gerekir. Bunun için alıntılara ve dolayısıyla alıntıların kaynağı­nı gösteren dipnotlarına numaralar verilir.

Eğer bir araştırmada dipnotu sayısı azsa ve dört beş, sayfaya bir ya da iki dipnotu düşüyorsa, her sayfadaki dipnotlarına bir rakamından başlayarak numaralar verilebilir.

Bazı araştırmalarda ise araştırmadaki tüm dipnotları bir rakamından başlayarak baştan sona numaralandırılır. Bu uygulamanın sakıncası, araştırmanın hacimli olması halinde bir dipnotu ilavesi ya da bir dipnotunun çıkarılmasının, tüm dipnotlarının numaralarının değişme­sini gerektirmesidir.

Sık başvurulan bir numaralandırma yöntemi de her bölümdeki dipnotlara bir rakamından başlanılarak numara verilmesidir. Özellikle tezlerde bu şekilde bir numaralandırma tercih edilir.

Dipnotların numaralandırılmasında genellikle rakamlar kullanı­lır. Ancak dipnotlarının çok az olduğu bazı çalışmalarda, rakam yerine yıldız (*), artı (+), paralel (=) ve benzeri semboller de konulabilir. Böyle bir durumda, dipnotu numarasını göstermek için bu işaretler yan yana yazılır. Örneğin dördüncü dipnotu için, yan yana dört yıldız (****) konulur.

Dipnotu yazımında dikkat edilmesi gereken bir nokta da çalış­manın bilimine doğru ilave edilen bir dipnotunun numaralandırılmasında tüm numaraları değiştirme yerine, tembellik edilip, 10a, l0b gibi numara verilmesi ya da yıldız vb. gibi işaretler konulmasıdır. Normal numaralandırma sıralaması dışında ayrıca bir ekstra numaralandırmaya gidil­memesinin yanı sıra bir dipnotunun çıkarılması halinde o dipnotunun atlanmaması, tüm dipnotlarının yeniden numaralandırılması konusunda özen gösterilmelidir.

Genellikle dipnotları numaralandırılırken, kaynak dipnotları ile açıklama dipnotları arasında bir fark gözetmeksizin, hepsine sırayla numaralar verilir. Ancak araştırmacı dilerse, konu dipnotları ile kaynak dipnotlarını ayırmak için farklı numaralandırmaya gidebilir. Bunun için, kaynak dipnotlarının rakamla, konu dipnotlarının işaretler yardımıyla numaralandırılması sıkça olmasa da rastlanan bir uygulamadır.

b. Dipnot Numaralarının Metin İçindeki ve Dipnotlarının Sayfa İçindeki Yerleri

Biraz önce numaralandırma esaslarını belirttiğimiz dipnotları ile ilişkili olarak, biri dipnot numarasının metin içindeki yeri diğeri dipnotunun sayfa içindeki yeri olmak üzere, iki konunun açıklığa kavuş­turulması gerekir.

Dipnot numarasının metinde konulması gereken yer, alıntının hemen sonudur. Eğer alıntı paragrafsa dipnot numarası paragrafın son kelimesinin üzerine, alıntı bir kavram ya da isimse, bu defa kavram ya da ismin hemen üzerine yazılır.

Diğer yandan bölüm ya da alt-bölüm başlığına, dipnot numara­sının konulmamasına özen göstermek gerekir. Araştırmada bir başlık ya da alt başlık altındaki tüm bilgilerde, bir tek kaynaktan yararlanılmış olunması halinde, söz konusu kaynakla ilgili dipnot numarası o bölüm­deki metin içinde başka dipnot yoksa son paragrafın sonuna, başka dip­notlar da varsa, metin içinde uygun bir yere dipnot numarasını verdikten sonra, ayrıca dipnotunda tüm bölümde söz konusu kaynaktan büyük ölçüde yararlanıldığı vurgulanır .

Dipnotunun sayfa içindeki yeri ise sayfanın en altıdır. Dipnotu bulunan sayfada metin, dipnot yazılmasına olanak sağlayacak şekilde en alta gelmeden kesilir. Metnin son satırının altına, soldan başlayarak yarım satır uzunluğunda bir çizgi çizilir ve dipnotlar, bu çizginin altına yazılır.

2. Dipnot Yazımında Uyulması Gereken Kurallar

Dipnotlarının yazımında belirli kurallara uyulması ve benimse­nen yöntemlerin titizlikle sürdürülmesinde özen gösterilmesi, araştırma­nın değerlendirmesinde birinci derecede önem arzetmektedir. Bir araştırmada dipnot yazımı kurallarına uyulma­mış olması hemen farkedilir ve fevkalade yoğun emek ürünü olan çalış­ma, henüz tetkik bile edilmeden, niteliksiz izleniminin edinilmesine neden olabilir.

 

a. Bir Kitabın İlk Kez Dipnotunda Gösterilmesi

Bir  kitap, dipnotunda ilk kez gösterilirken, söz konusu kitabı tanıtıcı tüm bilgilerin verilmesi gerekir. Bu bilgilerin sıralanmasında çeşitli kaynaklarda farklı "sıralama yöntemi" uygulandığı görülür.

Basılı bir kitabın tanıtımında önem arzeden üç tür bilgi vardır. Bu bilgiler sırasıyla şöyledir:

-  Yazarın adı ve soyadı, yazar yoksa derleyenin ya da çevirenin adı

-  Kitabın adı (ya da başlığı)

-  Yayım bilgileri (baskı sayısı, basıldığı yer, yayımlayan, yayım Tarihi).

1) Yazar Adı, Derleyenin ya da Çevirenin Adı

Yazarın önce ilk adı, sonra soyadı yazılır. Yazarın adı ve soyadının ilk harflerinin büyük yazılması yeterlidir. Yazarın soyadının ilk adından ayrılmasını sağlamak için büyük harflerle yazılmasına gerek yoktur. Ayrıca ilk adı kısaltmaya da gerek yoktur. Ancak J.M, Keynes, J.B. Say vb. gibi herkesçe bilinen bilim adamlarının adlarının baş harflerinin kullanılması gelenek haline gelmişse, bu gibi durumlarda yazarın adını ya da adlarını ayrıca yazmaya gerek yoktur.

Yazarın Prof. Dr., Dr., General vb. gibi kitabın üzerinde yer alan ünvanları, dipnot ve bibliyografyada adın önüne ya da soyadın devamına,  parantez içinde dahi olsa yazılmaz.

Yazar kitapta kendi adını değilde takma ad (müstear isim) kullanmışsa, kuşkusuz yazar adı yerine takma ad yazılır. Ancak, araştırmacı yazarın gerçek adını biliyorsa, takma ad yazıldıktan sonra yazarın gerçek adı köşeli parantez içinde yazılabilir.

'Eğer bir kitabın yazarı olmamasına karşın, o kitabı yabancı dilden çevirenin adı varsa, çevirenin adı yazar adı yerine yazılır adının arkasına parantez içinde “çev.” İfadesi yazılır. Benzer şekilde bir kitabın yazarı yoksa, ancak derleyenin adı varsa, yine yazar adı yerine derleye­nin adı yazılır ve adın arkasına “der.” yazılır.

Tercüme kitaplarda hem yazarın, hem çevirenin adı bulunur. Bu durumda, çevirmenin adı, eser adından sonra yazılır ve çevirmen adından önce "Çev:" ifadesi konur.

Eğer kitabın ya da makalenin başlık sayfasında, yazarın adının ilk harfi yer alıyorsa ve araştırmacı yazarın adını biliyor ve dipnotla göstermek istiyorsa, yazarın adının ilk harfine ilave olarak yazdığı kısmı, köşeli parantez içinde eklemelidir.

Bir kitabın yazarı bazen gerçek bir kişi değilde bir kurum ya da kuruluştur. Böyle bir durumda yazar adı yerine kurum ya da kurulu­şun adı yazılır. Ancak çoğu kez, yayın yapan ve herkesçe bilinen resmi kurumların adlan çok uzundur. Böyle durumlarda söz konusu kurumun herkesçe bilinen kısa adları kullanılır. TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü), DİE (Devlet İstatistik Enstitüsü). SPK (Ser­maye Piyasası Kurulu) vb. örneklerinde olduğu gibi.

2) Kitabın Başlığı

Kitabın üzerindeki başlık, hiçbir kısaltma ve ilave yapılmadan olduğu gibi yazılır. Ancak bazı kitaplarda, başlığın altında daha küçük punto ile yazılmış ikinci başlık bulunur. Böyle bir durumda iki başlık arasına iki nokta, konur . (Örnek 9.28).

Kitabın başlığının yazımında, başlıktaki her kelimenin sadece ilk harfleri büyük harfle yazılır. Ancak Türkçe'de ve, ya da vb. bağlaç­lar, İngilizce'de ise a, an, the, by, or, if, of, as, so vb.. Fransızca'da ise un, une, et vb. Önemsiz kelimeler küçük harfle yazılır. Ancak, gerek Türkçe, gerekse İngilizce ve Fransızca'da eser adı bağlaç ya da önemsiz kelimelerden biri ile başlarsa, bunların ilk harfleri de büyük yazılır .

Basılı kitabın adı daima, kitapla ilgili diğer bilgilerden farklı­laştırılarak, italik olarak ya da daha koyu karakterde yazılır. Eskiden daktiloda yazılan çalışmalarda eser adını farklı karakterle yazmak teknik olarak mümkün olmadığından kitap adının altı Çizilirdi. Şimdi daktilo­nun yerini alan bilgisayarlar yardımıyla metin yazılırken, bu farklılaştır­mayı yapmak son derece kolaylaşmış ve eser adının altını çizmeye gerek kalmamıştır. Eğer bir kitap yayınlanmamışsa -ki genellikle bu durum yayınlanmamış tezler için söz konusudur- başlık farklılaştırılarak (italik ya da daha koyu vb.) yazılmaz. Bu uygulama, yani bir kitabın adının, kitapla ilgili diğer bilgilerden farklı­laştırılarak yazılması, o kitabın basılmış olduğunu ve kütüphanelerde de eser adı dizininden aranabilineceğini göstermekledir.

Eser adının farklılaştırılarak yazılmasına istisnai durum kutsal kitaplardır. Başta Kur'an olmak üzere İncil ya da Tevrat kaynak gösterilirken, tırnak içine alınmadığı gibi farklı karakterde de yazılmaz.

3) Yayım Bilgileri

Yayım bilgileri, kitabın basımı ile ilgili olan, yayının kaçıncı baskı olduğu, nerede yayınlandığı, yayınevi ve yayın tarihi ile ilgili bilgilerdir.

(a)  Kitabın Kaçıncı Baskı Olduğu

Mevcudu tükenen bilimsel kitapların yeni baskısı yapılırken, ilaveler ya da çıkarmalar yapıldığı gibi, çoğu kez tüm metin gözden geçirilir. Bu şekilde bir önceki baskısına göre değişiklik içeren kitapların üzerine "genişletilmiş üçüncü basım", "gözden geçirilmiş dördüncü basım", "genişletilmiş ve gözden geçirilmiş altıncı basım" vb gibi, daha önceki baskıya ilave olarak, yeni baskıda hangi katkıların yapılmış olduğunu belirten ifadeler konur.

Bazen kitabın tümü gözden geçirilerek metin tamamiyle yenilenir, bu gibi durumlarda "üçüncü yazılış" ya da "üçüncü yeni yazım" vb. ifadeler kullanılır.

Eğer bir kitaptaki metinlerde hiçbir değişiklik yapılmamışsa üzerine "tıpkı basım" yazılır. Ancak tıpkı basımlara özellikle mevcudu kalmamış ya da yazan Ölmüş eski kitapların yeni baskısı yapılırken baş­vurulur.

Bir kitabın basılış sayısı ile ilgili bilgi, yayım bilgileri bölümüne yazılırken "ikinci basım" şeklinde yazılabilindiği gibi "2. Basım" şek­linde de yazılabilir.

(b)  Kitabın Basıldığı Yer

Kitabın basıldığı yer kitabın yayıncısının bulunduğu kenttir ve genellikle başlık sayfasında ya da başlık sayfasının arkasındaki sayfada belirtilir. Büyük yayınevlerinin birçok kentte şubeleri olduğundan kitapta yayınlanan yerle ilgili olarak birkaç kent sıralanabilir. Böyle bir durumda, bu kentlerden birincisi yayın yeri olarak alınır". Gazete, dergi vb. yayınlarda yayın yeri herkesçe bilindiğinden yayın yeri yazılmaz.

Bir kitabın yayın yeri yazılmamışsa yayın yeri yerine köşeli ayraç içinde "yer yok" anlamında [y.y] yazılır"'. Ancak kitabın üzerinde yazılmamış olmasına karşın, yayın yeri biliniyorsa, bu defa yer ismi köşeli parantez içinde (Örnek: [Bursa]) verilir.

(c)  Yayınevi

Yayınevi (yayıncı ya da yayımlayan) kitabın basım işlerini ve dağıtımını üstlenen birimdir. Ticari bir kuruluş (Beta Yayın Dağıtım vb. gibi) olabildiği gibi resmi bir kurum (DİE, DPT vb. gibi) da olabilir.

Yayınevinin adı çok uzunsa, bazı kısaltmalar yapılabilindiği gibi yayınevinin sonunda yer alan Limited Sirketi, Neşriyat Şirketi, A.O., Coımpany. Inc.